Saat 03:33... Uyku artık bir hikayeden ibaret şu an için. Mutlu sonlu bir masal gibi. Sonu bir ağustos ateşinde üşümemek benzeri. Yok yok ergen tribine girmeyeceğim. Cezvede telvelenmiş bir yorgunluk kahvesi kadar da acı konuşmak yok. "Dinlen bir nefes al" diyebilecek bir konuşma olacak. Müsaadenizle ilk sahnem. Şu olumsuz havadan da bir kurtulursak tatlı olur.
Saat 03:37... Dışarıdaki hava ilgi çekici midir ? "Karanlık çok, aydınlık yok." Bakış açısına bağlı olarak değişir tabi ama gecenin bu saatinde de "bir güneş olsa da ayaklarım üşümese" dediğiniz olmuştur. Kimse o kadar Melisa(!) kıvamında "yık ya ılmıdı ki" demesin(Melisa ismindeki okuyucuyu tenzih ederim). Güneş tekrar doğmak için hazırlanıyor ama o an sizin ihtiyacınız olmuştur. Lakin beden geceye bir alıştı mı işte o kötü... Gece iyi şeyler olmaz dostum. Mutlu piçler uyur diğerleri ayaktadır (blog yazarlarımızı tenzih ederim vecihi hariç). Bi an aklıma uyuyuşu geldi de herif gülümseyerek uyuyordu. Neyse sustum.
Saat 03:42... Konuşabilir, anlayabilir, delirebilir ya da bilenebilirdim. "Peki sadece hayatın bizi birine zorlaması yeterli midir?" Bu ciddi bir merak konusu bence insanlık tarafından göz ardı edilen. Ben farklı birşey yaptım. Hayatı birine zorladım, değişebilir, bozulabilirdim sonuç olarak ben de kul yapısıyım. Sen de kul yapısısın. O hınzır gülümsemeyi siler misin yüzünden? Bence hayatı zorluyorsanız yıpratmamak lazım onu ama sonuç olarak istediklerini vermek gerekir.
Saat 03:47... Şimdiye kadar kaç tane sabah anlamlı olmuştur yaşamamızda hiç düşündün mü? 1 yıl yani 365 tane gün toplamda, anlamlı sabahın oldu mu ? Ya da anlamlandırmak için ne yaptık gece kötü çocuklar gibi sigara içtikten sonra ? O sabahları anlamlı hale getirmek için uyanmadık bile. Geceye bel bağladık. Kalktıktan sonra lavaboda mal mal baktık kendimize anlamlandırmak için ama 365 gün kadar mutlu sabahı olan varsa yerinde olmak isterdim. Benim de olacak ama. Senin de olacak. Hayat bir motor gibi geliyor su an. Çok zorlarsan yakarsın, benzin koymazsan yakarsın, bakımını yaptırmazsan yakarsın ve onunla zaman geçtikçe seversin. Bazen ayarsız kalırsın yolda "eh beee oldu mu şimdi" dersin ama düşünmezsin ulan bu motor niye beni yolda bıraktı diye. Motor da kul yapısı değil mi zaten ?
Saat 03:48... Kendi başına eğlenmek kadar da açıkçası sıkıcı birşey yok. Bir insan kendi başına eğlenemez ki? Eğlence çoklu olur. Tek başına eğlence varsa da ben bilmiyorum(çavuşçuları tenzih ederim). Eğlenmek isteyenleri umursamak önemli bu yüzden. Her zaman kötü gün dostu olmak da ne bileyim şekersiz limonata gibi.
Saat 03:55... Mutlu piçin biri belki de su içmeye kalktı şimdilerde. Ben de hala eliz--- blog yazıyorum öhöm öhöm. Neyse herkese bulutlardan çakılmayacağı, en kötü ihtimalle tatlı yumuşak kanatlarının üstüne oturacağı geceler.
Saat 03:58... Sigara, çay, kahve ve alkol eşliğinde dinlemeyiniz. Sevgiler... (Altta bir de bonus var)
Saat 04:00... Suyunu içen mutlu piçler yine uyudu(hepinizi tenzih ederim).Ben de bir elma yiyeyim bari yeşilinden. Hektor on the road.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder