13 Nisan 2015 Pazartesi

Zihindeki Gececi Bulgular - 2

                Saat 02:17

                     Horultular içinde gergin bir iyi geceler sayın okuyucu. Güya erken yatma hevesi içinde kaybolan ve bununla beraber bu heveslerin de kaybolduğu bir gecedeyiz. Her türlü yan sesin rahatsız ettiği, geniş karanlıkların gözlerimizin içinde alabildiğine uzandığı, parmak ve çenelerimizin kenetlendiği, dişlerimizin sıkıltığı, gözbebeklerimizin birer karadelik olduğu o lanet gecelerden birisindeyiz.

              Saat 02:18

                     Dışarıda köpek havlamaları var. İnce bir rüzgar sağ omzumdan enseme kadar sokuluyor. Gözlerimi kapattığımda sadece puslu bir havada hissediyorum kendimi. Uçuyor muyum yerde miyim bilmiyorum. Saçlarımın dalgalandığını duyuyorum ama ne kadar giyinsem de çıplak olduğumu anlıyorum havanın bedenime sürtünmesinden. Avuçlarım açık, kollarım bedenimden ayrılmış durumda, vücudum yan duruyor. Kendimi hiç güvende hissetmiyorum. Dışarıdan gelen sesler bana beni un ufak etmeye gelen birileri olduğunu söylüyor sanki.

              Saat 02:27

                     Gözlerimi açıyorum. Birşeylere etki yaparsam gelecek tepkiden çekiniyorum. Kaldırıp birşeyleri karanlığa atarsam ya? Beni görmediğim yerlerden yakalarlar mı? Yaptırımlar. Kaçmam lazım onlardan. Uzaklaşmam lazım. Kendi cumhuriyetimde özgür olmalıyım belki de ya da yaşadığım cumhuriyeti özgürleştirmeliyim. Kirden gürültüden arındırıp yaptırımlardan çekinmeden yapmalıyım bunu. İsyan etmeliyim. Hayır. İnsanlık geçmişte güçle kurulup yönetilirdi. Artık zeka ile. Beynimi kullanmalıyım. Birisine zarar vermek çok kolay. Ama dayanamıyorum. Bu ses... Kesmek istiyorum o sesi. Son ses olmalı. Son kez bu sesi duymalıyım. Bıktım duymaktan bu sesi. Her gün aynı görüntüyü görmekten bıktım. Aynı düşmanı görmekten bıktım. Aynı rutin sesleri duymaktan bıktım. Sabretmekten bıktım. Kesmek istiyorum o sesi. Görkemli ve ibretlik bir şekilde. Hormonlarıma mukayyet olamıyorum. Sanki içimden bir canavar beni yırtıp çıkacakmış gibi hissediyorum.

               Saat 02:34

                     İlk belirti. Ağzım kanıyor. Kokusu burnumda. Kirli bir kan kokusu. Bir dış fırçalama ardından tükürdüğün kandan çok daha kara. Çok daha pis. Ses kesiliyor. Sesin kesilmesi beni sadece etrafımdaki puslu rüzgarlarla baş başa bırakıyorum. Uyku sadece bir ütopya gibi şu an. Uyku hiç bilinmeyen bir dost gibi. Buralara uzundur gelmeyen ve kuraklıkta bırakan yağmur gibi. Ses hala yok. Rahatlama geliyor hafiften. Ama ya fırtına öncesi belirtisi ise ? O zaman işte uyku daha da imkansız.

               Saar 02:40

                      Mutlu piçler uyudu yine. İyi geceler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder