Yeni bir seriye hoşgeldiniz. İmkan varsa koyulan müzikle okumanız tavsiyemizdir. Olaylar ve kişiler tamamen hayal ürünüdür.
Derin bir savaş içindeyiz ve bunu sadece ölüm
bitirebilecek …
1
Tanışma
Sigarayı filtresine kadar içmiştim.
Açlığım giderilmişti nikotin tarafından. Her içime çekişimde yakıcı dumanı
ciğerlerime doldururken, izmaritin ucundan çıkan küçük ışık dokusu karşımda
oturan hödüğün gözlerini seçmeme yetiyordu. Lakin amacım onu görmek değil onun
beni görmesiydi. Sigara söndüğünde hayatında dinlediği son şarkı da bitmiş
olacaktı. Ne yazık… Elleri kolları bağlı, yalvarır gibi sulak gözlerle bakan ve
karşımda ezildikçe ezilen bu bana göre vasıfsız
mahlukatı gördükçe, ayna karşısına geçip dışarıdan sadece aynanın hizasına
vuran sokak lambasının ışığında kendime bakarak imreniyordum. Belki bu insan
elimde olduğu için, hiçbir şey yapmaya şansı olmaması bana bu güveni sağlıyordu
ya da onu gerçekten birazdan kendi kanında boğacak olmam dudaklarımın yanlara
doğru gerilmesini sağlıyordu. Ne fark edecekti ki bu saatten sonra. Sadece bu anı
elimden geldiğince havalı yapmak istiyordum. Kendimi böylece tatmin etmek en
yüksek fiziksel hazdı benim için. Sanki etrafımda insanlar izliyordu beni ve
onların etkilendiğini düşünüyordum benden. Temiz çalışacaktım. İşi öğrenmiştim,
öğrenmekten öte alışmıştım, alışmaktan öte zevk aldığım işi yapıyordum.
Kendimin kiralık tetikçisi idim. Ödülüm de buradan çıkışta Sıhhiye’de her zaman
gittiğim çorbacıya gidip bir kase mercimek çorbası içmekti.
Sigaranın son nefesiyle şarkının
bitmesi ne tatlı bir rastlantı olmuştu benim için. Ritimler, dengeler… Daha
fazla tiyatral şov sunmak için bu defa sadeliğimi kullanacaktım.
Çelik çantanın mükemmel rengi göz alıcı idi. Gözümde hiçbir değerli taş onun etrafı kadar güzel görünmüyordu. Büyüğünü bu ritüelime getirmediğim için önce pişmanlık duysam da küçük çantada benim suç ortaklarım elime kavuşmayı bekliyordu. Dört haneli şifreyi girdim. Tık sesi geldi ve çantayı gecenin sessizliğini bozmadan usulca kaldırdım. Gümüşi gövdeleri parlayan italyan dostlarımı çıkardım. Bir kez daha beraberdik. Yavaşça susturucularını yerleştirdim.
-Bir nakaratlık daha zamanımız var bence.
Cümlemin bitişi ile ağlama başladı. Ne
amacındaydı bu adam? İşimi o kadar kolaylaştırıyordu ki. Zevkten dört köşe bir
şekilde bundan üç dakika sonrasını düşünüyordum. Şarkı bittiğinde acaba eserim nasıl
olacaktı? Sabırsızlıkla beklemede idim bunu işte. Tuvalete gittim. Sigaramın
üstüne bir sifon çektim. Tıpkı bundan sonraki her günümün sonunda, geçen her
güne çektiğim gibi.
-Şarkı mı hüzünlendirdi? Sana bir soru soracağım. Benim kim olduğumu biliyor musun?
-Bilmiyorum.
-Bilmek ister misin?
Ella sanki bize eşlik ediyordu sonlara doğru. Aman tanrım zevkin doruklarındayım. İşte bedenim içten içe mutluluk ile dolu idi. Sanırım özgürlük zamanı idi onun için.
-Kimsin?
Şarkı bitimindeki son outro…
-Sinirini zıplattığın için seni öldürecek birisi. Görmek ister misin kim olduğunu?
-Hayır. İstemiyorum. Lütfen öldürme beni. Lütfen.
-Şşşş bozma. En sevdiğim bitişlerden birisi bu.
Deri eldivenlerim, ağzımla burnumu örten peçeli maskem ve koruyucu bonem ile kendimi o sarı ışık altında adeta sevimli bir melek gibi hissediyordum. Maskemi indirirken yüzümün yarısının karanlık yarısının aydınlık olması ise cheesecake üstündeki krema gibiydi. Artık hazırdım. Ella bana işareti verdi ve başımı yana eğip o masum gülüşü taktım kendime. Çünkü melekler masum güler.
-Dinle Ella ne diyor.
-Ne diyor?
-Goodbye.
Çift Beretta92… Bir kurşun ağza bir kurşun kafaya, öteki hayatında ağzını kapatıp beynini kullansın diye.
-Şarkı mı hüzünlendirdi? Sana bir soru soracağım. Benim kim olduğumu biliyor musun?
-Bilmiyorum.
-Bilmek ister misin?
Ella sanki bize eşlik ediyordu sonlara doğru. Aman tanrım zevkin doruklarındayım. İşte bedenim içten içe mutluluk ile dolu idi. Sanırım özgürlük zamanı idi onun için.
-Kimsin?
Şarkı bitimindeki son outro…
-Sinirini zıplattığın için seni öldürecek birisi. Görmek ister misin kim olduğunu?
-Hayır. İstemiyorum. Lütfen öldürme beni. Lütfen.
-Şşşş bozma. En sevdiğim bitişlerden birisi bu.
Deri eldivenlerim, ağzımla burnumu örten peçeli maskem ve koruyucu bonem ile kendimi o sarı ışık altında adeta sevimli bir melek gibi hissediyordum. Maskemi indirirken yüzümün yarısının karanlık yarısının aydınlık olması ise cheesecake üstündeki krema gibiydi. Artık hazırdım. Ella bana işareti verdi ve başımı yana eğip o masum gülüşü taktım kendime. Çünkü melekler masum güler.
-Dinle Ella ne diyor.
-Ne diyor?
-Goodbye.
Çift Beretta92… Bir kurşun ağza bir kurşun kafaya, öteki hayatında ağzını kapatıp beynini kullansın diye.