itiraf ediyorum bi yalancı olarak bunların hepsini yapıyorum. itirafıma nasıl güveneceksiniz tabi. orası size kalmış.
erken yaşlarda başladım yalan söylemeye. milleti kandırır bundan zevk duyardım. kendimi anlatırken de çoğu zaman yalan söyledim. hem de ona buna değil en yakınımdakilere. ayaklarım yere basmaya başladı. neleri yapıp neleri yapamayacağımı kestirebiliyordum az çok. sonra devam ettim işte yalan söylemeye. işin dozunu artırdım. öyle ki dışarıda tanıttığım vecihiyle içerideki vecihi arasındaki fark iyice açıldı. istanbul'un iki yakası gibi oldum. ama ikisinin arasında hiçbir bağ yoktu. ne boğaz köprüsü ne de fsm. marmaray'ı geçtim köprü yapmak için üzerimdeki ağaçları bile kesmiyorlardı.
sonra ne mi oldu? en yakınlarıyla olan ilişkilerini bile yalanlar üzerine kuran adam, yalan söylemeden, sevdiği kadınla ilişkisini yürütmeye çalıştı. becerebiliyor mu? yuvarlanıp gidiyorum işte! 5 yaşındaki çocuk gibiyim. yalan söyleyemeden yaşamayı unutmuşum. en basit hamlede karşı cevap veremeyip mat oluyorum.
ben bu değildim. sanırım, uzun bir süre önce de kendimi tamamen kaybettim.
yalan mı daha gerçek yoksa gerçek mi daha yalan artık bunun bile farkına varamıyorum. hektor'a selam olsun. iyi geceler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder